06 Eki

Juno

Hayatta bağımsız kalabilmek. Sistemi, toplumu, tabuları karşına alıp, marjinal azınlığa dahil olmanın anlatılması ve yaşanması zor çelişkilerinde hayatla boğuşmak. Önyargı duvarlarını yıkmayı amaç edinmiş bireyin, duvara çarpa çarpa yol alışını izleriz bağımsız sinemada.

Juno da (Ellen Page) her haliyle ayrıksı bir birey. 16 yaşına karşın, günümüz apolitik üniversite sonrası bireyini düşününce, Juno’nun dünya algısının kimi temel doğrularla çizilmiş bir yapıda şekillenişi dahi, onu ve derdini anlatış tarzını özgün kılıyor. Juno’nun ettiği akıllara seza kelamlar, çevresiyle ilişkisi, aileye ve gençliğe bakışı bir şeye hizmet ediyor: Onun kendini arayışına ve toplumda konumlandırma çabasına. Yaptığı siyasi referanslı ve sistem kritiği göndermeleri, slasher ve kıyıda köşede kalmış müzik gruplarına düşkünlüğü, hazır cevaplılığı gibi ayrıntılarla da özgünlüğü vurgulanıyor. Ama öte yandan da her ergen gibi cinselliği merak ediyor, hayatında gelgitler yaşıyor. Aşkı arıyor, kendini aradığı yolda.

Film, farklı sosyal sınıflar yoluyla derdini anlatmaya soyunuyor. Hamilelik problemini felaket olarak karşılayacağını umduğumuz aile tepkisi yerine alçak tonda, aklı selim bir şekilde ve doğal bir gelişme olarak karşılayan bir tepki ile karşılaşıyoruz. Ve bizler öyle iyi biliyoruz ki, gerçek dünyanın böylesine anlayışlı ailelerden oluşmadığını. Bu da farklı bir açıdan, banliyönün sosyal ve aktüel gelişmelere olan duyarsızlığının ve tepkisizliğinin ironisi sanki. Olağandışı olağanlaştırılıp, ikiyüzlü bir içselleştirme süreci davranış kalıbı olarak bizlere sunuluyor. Ve film boyunca kullanılan canlı renkler bu dar kalıplara sıkışmış, duyarsız toplumun iç karartıcı görüntüsüne tezat oluşturuyor. Bir dünya devinin taşrasındaki insanların çözülüşü ve toplumsal erozyonun kronikleşmesini izliyoruz.

Filmde doğacak çocuğu evlat edinmek isteyen üst tabakadan Mark ve Vanessa adlı çiftte toplumun farklı bir katmanını temsil ediyor. Burda yönetmen tek tip ve sığ bir analize girişmiyor. Kadını nerdeyse karikatür boyutunda ele alıp, aşırı hassasiyeti, sınıfsal takıntıları ve özellikle iş hayatının getirisi, olmazsa olmaz sistematikliği karşısına erkek karakterin uçlarda seyreden maceracı, bağımsız ruhlu ve yapısını koyuyor. Filmin genelde erkekleri ele alış biçimi de ilginç. Juno’nun erkek arkadaşı, yaşının da etkisiyle, babası olduğu bebeğe karşı tamamen umursamaz durumdayken, Mark idealleri peşinde koşma uğruna, bir çocuğun sorumluğuyla yüzleşme gerçeği ile kaçak dövüşe girişiyor. Sorumluluğun olduğu noktada kendine özgüveni olmayan bireyler safına kaçılıyor hemen.

Asıl noktaya gelirsek, hamile olduğunu öğrendiğinde ergen aklıyla toplumsal tepkilerin de etkisiyle endişeyle karışık bir tepki veren Juno, bebeğinin doğumuna yakın gitgide olgunlaşarak  daha doğru ve sağduyulu kararlar verebiliyor. Klasik konu anlatımında, doğum sonrası çilelerle, tepkilerle örülü ve ergen yaşında hayatı kararmış bir gelişim sürecini izlemeyi umarken, Juno bebeğin ona ihtiyaç duyan ve hakeden ailelerin elinde büyümesini istiyor. Yönetmen alt sınıfın kadere boyun eğip, seçimsizliği kabullenişi kısır döngüsünü kırıp, olumlu anlamda alternatiflerin olabileceğini söylüyor. Ve yine biliyoruz ki; gerçek hayatta böylesi önyargılarla ve tabularla bezenmiş bir toplumda, bu tarz olumlu çözümlerle pek rastlaşamıyoruz, toplum böylesi bilinçli bireyler yetiştiremiyor. Finalde Juno’nun yaptığı el işareti gibi simgesel kalıyor, kimi marjinal sisteme direnme ve özgün olma çabaları.

Yönetmen: Jason Reitman / Senaryo: Diablo Cody / Oyuncular: Ellen Page, Michael Cera, Jennifer Garner, Jason Bateman, Allison Janney, J.K. Simmons / Yapım: ABD, Kanada 96dk (2007)

1 yorum var

  1. 1
    ozan devrim ilk
    7 Ekim 2008 at 19:37
    Kalıcı Bağlantı

    film güzele benziyo daha önce izlemedim ama yapılan eleştriler we yorumlardanyola çıkarak filmi izlemenizi tavsiye ediorum

    [Cevap Yaz]

Yorum yaz

E-postanız katîyen yayınlanmayacak ve paylaşılmayacak. Doldurulması gerekli alanlar * işaretiyle işaretlenmiştir.

*
*